Dünya kök hücre tedavilerinde büyük başarı gösteren kordon kanlarını depolamaya devam ederken Türkiye hala ulusal bir banka kurmadığı gibi hematologların özel kordon kanı bankaları ile olan çekişmeleri yüzünden "yüzyılın mucizesi" olarak tanımlanan bu bilim dalından geride kalıyor.
Kordon kanı her geçen gün yeni bir hastalığa daha çözüm olurken Türkiye’de kan uzmanları arasındaki tartışmalar yüzünden yeterince gündeme gelemiyor. Uzmanlar arasındaki tartışmanın temelini kordon kanının tedavide kullanılıp kullanılamayacağı sorunu oluşturuyor.
Bir taraf, kişinin kendi kordon kanıyla (otolog) tedavi edilemeyeceğini söylerken, diğerleri ise kordon kanını mucizenin formülü olarak gösteriyor.
1992’den beri gündemde olan konu Türkiye’de ancak geçen sene mevzuatına kavuştu. Ancak hala ulusal bir kordon kanı kurumu oluşturulmadığı gibi özel bankaların da “rant kaygısı” içinde olduğu iddialarıyla kanların toplanması ve veri tabanına yerleştirilmesi geciktiriliyor. Şu ana kadar resmi olarak sadece 20 bin kordon kanı depolandı. Bunların dışında kişilerin kendileri için bankalara koydukları kanların bir kısmı yurtdışında saklanıyor.
Kan uzmanlarının tepkisi
Adı ilk telaffuz edildiğinde büyük bir heyecan uyandıran kordon kanı daha sonra kan uzmanlarının tepkisiyle karşılaşınca adeta rafa kaldırıldı. Özel kan bankaları açılmaya, aileler çocuklarının kordon kanlarını saklatmaya devam ediyor ancak bir kaç sene öncesine göre daha sessizce. O kadar ki artık kordon kanı bankaları uygulamalarını anlatırken bile çekiniyor. Bunun sebebi ise Türk Hematoloji Derneği'nin geçen sene yapmış olduğu açıklamalar. Derneğin Genel Sekreteri Mutlu Arat bugün de kan bankacılığının arkasında rant kaygısı olduğunu “Özel kan bankaları insanları kandırıyor” sözleriyle savunuyor. Arat iddiasını şöyle açıklıyor: “Bankalar açıldı ancak kordon kanından kök hücre nakli aynı türden farklı bireyler arasında geçerlidir. Kordon kanının kişinin kendisinde işe yaradığı kanıtlanmadı”. Arat'a göre kök hücre naklini gerektirecek pek çok hastalığın genetik olduğundan yola çıkılınca hastalığı taşıyan hücrenin kişinin tedavisinde başarıya ulaşması imkansız görünüyor.
İstanbul Üniversitesi Pediatrik Hematoloji ve Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Zülfikar da kişinin kendisinden elde edilen kök hücrelerin kullanımının çok özel durumlarda mümkün olduğunu belirtiyor. Kanserlerde elde bulunan kısıtlı miktardaki kök hücrenin yeterli olmadığını söyleyen Zülfikar son noktayı koyuyor: “kordon kanını otolog amaçlı sigorta gibi düşünmek bugün için pek mümkün görünmüyor”.
Ancak yapılan araştırmalar kök hücre nakillerinin kişinin kendisinde işe yaradığına işaret ediyor. Amerika'nın ünlü hematoloji dergisi Blood'dın 2004 sayısında yayınlanan makaleye göre 6 özel kordon kanı bankasında saklanan kanlardan 7 tanesi bebeğin kendisi, 36 tanesi de kardeşleri için kullanıldı. 7 bebekten 6’sının, 36 kardeşten de 34’nün transplantasyonu başarılı oldu.
Bu veriler dünyanın neredeyse en az kordon kanı depolayan ülkesi olan Türkiye için “kişinin kendisinde işe yarar mı?” tartışmalarının arasında neler kaçırdığını ifade ediyor. Çünkü kordon kanı her kime uygulanırsa uygulansın kemik iliğine oranla çok daha yüksek bir başarı gösteriyor.
Her gün 10 çocuğun hayatı kurtulabilir
Bu açıdan bakıldığı zaman kordon kanlarının en azından başka kişilerce kullanılmak üzere saklatılmasının hayati önemi anlaşılıyor. Bugün nakil için uyum gösteren bir kordon kanının fiyatı 15 ile 60 bin dolar arasında değişiyor. Özel bankalar ise hastalıklar ortaya çıkıp insanları bu parayı ödemek zorunda bırakmadan ortalama 1500 dolar karşılığında bebeklerinin kordon kanlarını saklatmayı öneriyor.
Kordon kanını "yaşam sigortası" olarak gösteren özel bankalara savaş açan Türk Hematoloji Derneği'ne karşılık Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Kordon Kanı Merkezi Sorumlusu ve Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Murat Tuncer tartışmaları "dar bir yaklaşım" olarak nitelendiriyor. Tuncer, derneğin kordon kanının kişinin kedisinde işe yaramadığı iddiaları yerine aslında "bugün kordon kanı saklansaydı kaç çocuğun hayatı kurtulabilirdi?" diye sorması gerektiğini savunuyor. Tuncer sadece kendi kurumlarında kordon kanı saklanmış olsaydı her gün 10 çocuğun sağlığına kavuşabileceğini dile getiriyor. Çocuğun kordon kanının annenin hayatını kurtardığı çalışmaları da örnek gösteren Tuncer, şu an için faydalı gördüğü özel bankaların da zamanında insanları yanlış yönlendirdiğini kabul ediyor. "Kordon kanı tabii ki yaşam sigortası değil ama bazı hastalıkları için çözüm sunuyor" diyen Tuncer, kök hücre transferlerinin bilimin ilerlemesiyle beraber daha da önem kazanacağını vurguluyor.
Türkiye uluslararası ağlara giremiyor
Kordon kanı bankacılığını yapan ülkelerde saklanan kordon kan sayısı 290 bine ulaştı. Birçok Avrupa ülkesi de kordon kanı çalışmalarını ulusal programına dahil etti. Fransa gibi özel kordon kanı bankacılığına izin vermeyen sosyal devletler bile resmi bankalar açarak yeni doğanların kordon kanlarını depoluyor. Toplanan bu kanlar gerek ülkelerin veri tabanlarında gerekse Netcord, Eurocord Asiancord gibi uluslararası ağlarda kayıt altına alınıyor. Ülke çapında yürütülen en büyük çalışmalardan biri olan Amerika'daki Ulusal Kordon Kanı Programı ve Ulusal İlik Vericisi Programı (NMDP) şu ana kadar 45 bin kanı paylaşıma açtı. NMDP sadece 2005 yılı için 8 milyon dolar ayırarak ülke çapında vericilerin sayısını artırmaya çalışıyor. 2005’te bütün dünyada 211 bin tane kordon kanı bankalara kondu. 2006’nın ilk üç ayında ise bu rakam 290 bini buldu.
Türkiye'de ise bu sayının karşılığı 20 bin civarında kalıyor. Şu anda Türkiye'de 4 özel kordon bankası yeni doğanların kanlarını saklıyor. Buna karşılık Türkiye'den uluslararası akraba dışı kordon kanı veri kayıtlarına giren sadece iki banka var. Ankara ve İstanbul Tıp Fakültelerine ait olan bu bankaların veri tabanlarında sırasıyla 4 bin ve 15 bin adet kordon kanı kayıt edildi.
Bilgi ağı yok
Mevcut sayılar tartışmaların her iki tarafınca da az bulunuyor. "Alt yapı yetersizliği yüzünden Türkiye'de çok ciddi bir kordon kanı kaybımız var" diyen Mutlu Arat sorunun ülkeyi kapsayacak bir ağ olmamasından kaynaklandığını ifade ediyor. Dünyanın her yerinde kordon kanları toplanıp toplumun hizmetine sunulduğunu dile getiren Arat, Türkiye'de de dünya ağına bağlı devlet destekli bir ağ oluşturulması gerektiğini söylüyor. Bülent Zülfikar da kök hücre tedavilerinde yakalanan başarının ve doku bankacılığına duyulan ihtiyacın altını çizerek “ulusal sağlık otoritelerinin uygulamaları yasaklamak yerine desteklemeli ve olumlu yönleriyle kamuoyuna yansıtmaları daha yararlı” diyor.
Genkord Kordon Kan Bankası Yönetim Kurulu Üyesi ve biyokimya uzmanı Nezih Hekim'in araştırmaları da Türkiye'nin yeteri kadar kan depolayamadığı için uluslar arası platformda yer almadığını gösteriyor. Tüm dünyada depolanan kordon kanlarına ait bilgilerin paylaşım ağı Netcord'a üye olabilmek için bankaların en az 3 bin kordon kanı saklaması gerekiyor.
Yönetmelik kordon kanını 15 yıldan sonra paylaşıma açıyor
Türkiye'de kordon kanı bankacılığı, Sağlık Bakanlığı’nca 2005 Temmuz ayında yayınlanan “Kordon Kanı Bankacılığı Yönetmeliği”ne göre yapılıyor. Buna göre Türkiye’de kordon kanı bankacılığını geliştirecek ulusal stratejileri ve standartları belirlemek, yıllık kordon kanı verileri takip etmek ve kordon kanı bankaları çalışma rehberi hazırlamak, bu alanda hizmet vermekte olan personel için eğitim etkinlikleri düzenlemek ve Sağlık Bakanlığı'na ilgili konularda görüş bildirmekle yükümlü “Ulusal Kordon Kanı Koordinasyon Kurulu-UKOK” oluşturulacak. Şu ana kadar UKOK'un kurulması için somut bir çaba gösterilmedi. Yönetmeliğin bir diğer düzenlemesi de özel kordon kanı bankalarına hibrid yani aile ve kamu yararı için depolama izini vermesi. Buna göre kişinin kendisi için saklanan kordon kanları 15 sene sonra halka açılıyor. Kordon kanı sahibi ise ihtiyaç duyduğu zaman başka bir bebeğin kök hücrelerinden yararlanıyor. Yönetmelikteki bu madde bebeklerinin kordon kanını paylaşmak istemeyen aileleri yasal olmadığı halde yurtdışındaki bankalara yönlendiriyor. Merkezi Türkiye'de bulunan bazı bankalar da yurtdışındaki depolarda kordon kanını sınırsız saklama imkanı sunuyor. Ancak bazı bankaların inancı da daha 15 yıllık bir geçmişe sahip olan kordon kanı çalışmaları sürdükçe kişiye özel saklama süresinin de uzayacağı yönünde. Bu nedenle şimdiden 20 yıllık paketler halinde bebeklerin kordon kanını saklayan bankalar var.
Murat Tuncer yönetmelikteki bu esasın hatalı olduğunu ifade ediyor. Türkiye Hematologlar Derneği bastırınca yönetmeliğe 15 yıl saklama sınırlaması eklendi. Ama kordon kanı kişiye özgü bir materyaldir. Sahibinin izni olmadan hiç bir şey için kullanılamaz. Sonsuza kadar da saklanabilir" diyen Tuncer, ulusal bir kordon kanı bankası kurulmadığı sürece özel bankaları faydalı buluyor.
Kordon kanı nedir?
Bebek doğar doğmaz kesilen göbek kordonu anne karnındayken plasentaya bağlı. Plasentanın içindeki kan bebeğin oluşumunda gereken tüm unsurların şekline girebilen kök hücreler barındırıyor. Ortalama 80 mililitrelik bu değerli kan normalde doğumdan sonra plasentayla beraber hastane çöplüklerine gidiyor. Ancak göbek kesilir kesilmez kordondan akan kanı toplamak ve yeniden doğmak için saklamak mümkün. İşte kordon bankaları da bu noktada devreye giriyor. Doğumdan sonraki 24 saat içinde kordon kanını alıp donduran bankalar kök hücreleri ileride bebeğin kendisinin, akrabalarının ve doku tipi tutan pek çok hastanın hastalıklarını tedavi etmek üzere saklıyor. Kordon kanı 1989’dan bu yana Lösemiler, lenfomalar, Aplastik anemiler (kemik iliğinde hücre üretiminin olmaması), Orak hücreli anemi, Talasemi, Amegakaryositik trombositopeni, Nöroblastom ve bazı bağışıklık yetmezlikleri gibi eskiden çözümsüz bilinen hastalıkların tedavisinde başarıya ulaştı ve bugüne kadar 6000 kordon kanı transferi yapıldı. Konunun önemini ilk fark eden Amerika 1993’ten beri Ulusal Kordon Kanı Programı adı altında ülkeyi kordon kanını saklatmaya veya bağışlamaya teşvik ediyor. Sadece New York’da resmi kuruluşların yanında özel bankalar aracılığıyla bugüne kadar 25 bin kordon kanı toplandı. Bunlardan 1245 tanesi çocuklara, 586 tanesi de yetişkinlerde işe yaradı.
Kemik iliğine oranla yüzde 80 başarı
Tartışmanın her iki tarafı da “Kök hücre kaynağı olarak kordon kanı idealdir” sözlerinde bir araya geliyor. Çünkü kordon kanı bir diğer kök hücre kaynağı olan ve bugüne kadar en yaygın biçimde uygulanan kemik iliği naklinden daha çok avantaj sunuyor. Bunların en başında da doğum sonrasında alınması nedeniyle kök hücrelerin sıfır yaşında olması geliyor. Kemik iliğinden alınan kök hücreler kişinin yaşında olduğu için istenilen şekle girmesi zorlaşıyor. Özellikle yetişkinlerde kök hücre transplantasyonu bu yüzden işlemiyor. Ama Netcord dünya kordon kanı ağının verilerine göre tüm dünyada 3942 operasyonun 1528 adedi yetişkinlerde başarıya ulaştı.
Kemik iliğinin bir diğer olumsuz yönü de kişinin ömrü boyunca aldığı virüsleri de üzerinde taşıyan hücreler hastalıkları da nakil edilen bedene aktarabiliyor olması. Buna karşılık kordon kanı hem virüssüzlüğü hem de gelişmemiş yapısından dolayı nakil edildiği bünyeye tamamen uyum gösterebiliyor. Nakillerde en önemli unsur olan doku uyumu kordon kanında 6'da 6 oranına kadar başarı gösteriyor. Bu oranın otolog yani kişinin kendi kanının kullanılmasının yanında kişiler arası nakillerde de yakalanabiliyor olması da kordon kanının mucizesi olarak tanımlanıyor.
| İstanbul | 1500 dolar | 100 dolar |
| Ankara | 1000 euro | 100 euro |
| İzmir | 1.750 dolar | 100 dolar |
| Amerika | 1510 dolar | 125 dolar ya da 20 yıllık 3000 dolar |
| Avusturya | 1400 euro | 100 euro ya da 20 yıllık 2200 euro |
| İstanbul | 1610 YTL | 110 YTL ya da 20 yıllık 965 YTL |
| İstanbul | 1350 euro | 100 euro ya da 15 yıllık 2000 Euro + KDV |
Türkiye'deki Kordon Kanı Bankaları | İzmir | 1050 euro | 100 euro |